tarafından zynpocean C.tesi Nis. 26, 2008 4:05 am
Doğru hatırla sevgili!
“Hatırla Sevgili” ama doğru hatırla!
Türkiye’de dönem dizisi çekmek gerçekten de zordur.
Kaş yaparken göz çıkarmamak için ne kadar özen gösterirseniz gösterin, bazen sonuç değişmez...
Çünkü nedense hep sakınan göze batar çöp... Ancak bu kez durum öyle olmadı.
“Hatırla Sevgili” ekibi, sakınarak, çekinerek değil, çöpü olduğu gibi göze batırdı.
Öyle olmasa Mülkiyeliler ayağa kalkar mıydı?
Mülkiyeliler Birliği Yönetim Kurulu’nun, “Hatırla Sevgili”de öldürülen devrimci Hakan Yurdakuler’in ülkücü olarak gösterilmesi üzerine yaptığı şu açıklamaya dikkatinizi çekerim:
“...Saldırıları ve saldırılarda yitirdiklerimizi o nedenle hiç unutmadık. Onları anmaya, anılarını, yaşatmaya çalıştık, çalışıyoruz. 8 Nisan 1976 ‘da, yani bundan tam 32 yıl önce, aynı Antalya’da yaşananlar gibi, “öğrenci görünümlü” bir grup eli kanlı faşist S.B.F. öğrencilerinin üstüne hedef gözeterek ateş açtı. Okulumuzun bahçesinde bir arkadaşımızı, Hakan Yurdakuler’i yitirdik, iki arkadaşımız da saldırının izlerini ömürleri boyunca taşıyacak şekilde yaralandı.
Kuruluşundan bu yana demokrasinin, aydınlanmanın, özgürlüğün, eşitliğin en güçlü savunucularından biri olagelen Mülkiye Topluluğu, okulumuzun bahçesinde öğrencimiz Hakan Yurdakuler’in şahsında yaşanan saldırının gerçek hedefinin aslında o gün de bugün de diğer demokrasi güçleriyle birlikte bizlerin de savunduğu demokratik değerler ve özgürlükler olduğunun bilincindedir.
Üniversitelerde öğrencilere yapılan bu saldırılar sürerken, son günlerin ilgiyle izlenen TV dizisi ‘Hatırla Sevgili’de dönemin devrimci mücadelesi ve bu mücadelede yer alan insanlara ilişkin ‘hata’lara 4 Nisan akşamı bir yenisi eklenerek, SBF öğrencisi Hakan Yurdakuler’e katledilen ‘ülkücü öğrenci’ olarak yer verilmesi, onların anılarının yaşatılması konusundaki çabamızın haklılığını bir kez daha ortaya koymuştur.
Üniversitelerde yaşanan bu kanlı oyuna yeni Hakan Yurdakuler’ler eklenmesini önleminin yolu 8 Nisan’ı anmak, anlamaktır. Çünkü 8 Nisan’ı anlamak bugünü anlamaktır.
Mülkiyeliler Birliği’nin tavrının geçmişte olduğu gibi bugün de süreceğini, katledilen S.B.F. öğrencilerinin anılarının hep sıcak tutulacağını ve üniversitelerde yeniden oynatılmaya başlanan bu kanlı oyunun, geçmişte olduğu gibi bugün de tüm Mülkiye Topluluğu’nu karşısında bulacağını kamuoyuna saygı ile duyururuz.”
Mülkiyeliler Birliği Yönetim Kurulu’nun bu açıklamasından sonra “Hatırla Sevgili” ekibi hatasını anlamış olacak ki, 59. bölümünde ülkücü olarak gösterdikleri Hakan Yurdakuler için 60. bölümde düzeltme yapıp, özür diledi.
Dönem dönem Mümtaz Türköne’den Yılmaz Karakoyunlu’ya, Can Dündar’dan Fahri Aral’a branşlarında uzman insanların danışmanlık yaptığı bir dönem dizisinde böylesine yanlışlar oluyorsa vay halimize...
“Hatırla Sevgili”yi hazırlayanlar, daha önceki eleştirilerde olduğu gibi bunda da, “Canım biz dönem dizisi yapıyoruz, belgesel değil. Gerçek olaylardan yola çıkıp, bambaşka öyküleri olan bir senaryo oluşturuyoruz” diye kendilerini savunabilir ama temize çıkmaları için bu yetmez.
“Dönem dizisi” iddiasıyla yola çıkanların, yaptıkları yanlışlar ya da özensizlik karşısında bu tip savlarla kendilerini savunmaya hakları olamaz.
“Gerçek olaylar”dan yola çıkanlar, ne olursa olsun, gerçeklerden uzaklaşmamalı.
“Dönem dizisi” çekenler, bilhassa gerçeği saptırıp “siyah”ı “beyaz”, “beyaz”ı da “siyah” gibi gösterip, insanların kafasını asla karıştırmamalı.
Burada dizinin danışmanlarından eşi AKP milletvekili (Özlem Türköne) olan Zaman gazetesi yazarı Prof. Mümtaz Türköne’ye de görev düşüyor. Prof. Türköne, 12 Eylül öncesinde Mülkiye’nin çok az sayıdaki “ülkücü” öğrencilerinden biriydi.
Aynı zamanda Muhsin Yazıcıoğlu ve Abdullah Çatlı ile Ülkü Ocakları yönetim kurulunda “dava arkadaşı”ydı.
Bu uzmanlığı ile Hakan Yurdakuler’in kimliğini fark etmesi gerekmez miydi?
“Şoför Nebahat” TV dizisi oluyor
Türk Sineması’nın klasikleri arasında yer alan filmlerden biri olan “Şoför Nebahat”, yakında dizi olarak ekrana dönecek...
Yerli film tutkunlarının hafızalarında yer eden “Şoför Nebahat”ın ilki 1960 yılında çekilmişti.
Yönetmenliğini Metin Erksan’ın yaptığı filmde “Şoför Nebahat”i Sezer Sezin oynamıştı. Kenan Pars, Diclehan Baban, Kadir Savun, Talat Gözbak, Ziya Metin ve Semih Sezerli gibi usta oyuncuların da yer aldığı “Şoför Nebabat”ı, 1970 yılında yeni bir kadroyla çeken Yeşilçam bu kez bambaşka bir starı oynatmıştı.
Yönetmenliğini Süreyya Duru’nun yaptığı filmde “Şoför Nebahat” rolünü bu kez Fatma Girik üstlenmişti. Filmde İzzet Günay, Metin Serezli, Oya Peri, Nedret Güvenç, Ali Şen, Münir Özkul, Sami Hazinses, Sadettin Erbil, Kayhan Yıldızoğlu, Behçet Nacar ve Süheyl Eğriboz gibi usta oyuncular da rol almıştı.
Yeşilçam sevilen filmin Cüneyt Arkın ve Filiz Akın’lı kadroyla “Şoför Nebahat ve Kızı” türevlerini de yapmıştı.
“Şoför Nebahat”i televizyon dizisi yapmak için kolları sıvayan yapımcı da Türk Sineması’nın ünlü yapımcılarından Türker İnanoğlu.
Yönetmenliğini Yaşar Seriner’in üstleneceği dizinin şimdilik sadece başrol oyuncusu belli.
“Şoför Nebahat” dizisinde “Şoför Nebahat”ı Melek Baykal oynayacak. Cast çalışmaları süren dizinin çekimleri önümüzdeki ay başlayacak.
Vakfıkebir’i iyi anlatan Büyükliman
Her insanın doğup büyüdüğü yöreye vefa borcu vardır.
Benim de doğup büyüdüğüm Vakfıkebir’e vefa borcum ise bileşik faiz uygulanan banka borcu gibi, ödedikçe azalmıyor, ha bire artıyor!
Sağ olsunlar, bizim uşaklar “Büyükliman” adlı bir yöre kültürü ve tarih dergisi çıkardı. 98 sayfalık derginin ilk sayısından bana da gönderdiler ki, eli kalem tutan bir yöre insanı olarak ben de hakkında bir şeyler yazayım diye...
Bu tür yayınların ilk sayıları genelde bir dizi eksikleri de barındırır bünyesinde “nazarlık” niyetine.
Ama “Büyükliman” yöre dergisi niteliğini çoktan aşmış bir yayın oldu.
Emeği geçen herkesin eline sağlık.
İnşallah devamı gelir.
İlkinde olduğu gibi her sayısı zengin içeriğiyle, tarihi ve doğası da zengin olan Vakfıkebir’i geniş kitlelere layıkıyla tanıtır.
14 Şubat’ta Rus işgalinden kurtuluşunun 90. yılını kutlayan Vakfıkebir’in, Birinci Dünya Savaşı sırasında Rus gemilerince topa tutulduğu dönemde atalarımızın, ordumuzun kruvazörü Midilli’den nasıl bir ağıtla yardım istediğine dair bölüm çok hoşuma gitti, sizlerle paylaşmak istedim.
Ah Midilli Midilli
Çabuk tüttür dumanı
Urusun gemileri
Hep yakayi limani
Habu köyün kızları
Ne dillidir ne dilli
Kaldık duman içinde
Yetişsene Midilli
E Midilli kalksana
Işıkları yaksana
Düşman basti burayi
Toplari danatsana
Kaynak : Milliyet Gazetesi - Ali Eyüboğlu